8 Ocak 2016 Cuma

15 - İŞLETMELERDE ÜRETİM VE ÜRETİMİN SİSTEMLERİNİN SINIFLANDIRILMASI -- Ayşegül GÖKÇE FİNAL


AD:AYŞEGÜL

SOYAD:GÖKÇE

NO:140658003

BÖLÜM:BÜRO YÖNETİMİ VE YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI İKİNCİ ÖĞRETİM 

KONU:İŞLETMELERDE ÜRETİM VE ÜRETİMİN SİSTEMLERİNİN SINIFLANDIRILMASI

Genel anlamda üretim  insan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mal veya hizmetlerin meydana gelmesi işlemidir. Üretim değişik  grup  veya kesimler açısından farklı şekillerde algılanmaktadır .Örneğin, mühendislerin bakışı açısından farklı olgusu ; hammaddelerin  belirli teknolojiler kullanarak  çeşitli süreçlerden geçirilmesi suretiyle son ürün haline dönüştürülmeleri şeklinde tanımlanmaktadır. Dikkat edilirse bu anlamdaki üretim ,teknolojik bir dönüştürme sürecidir.Oysa günlük deneyimlerden bilindiği,üretim bu kadar yalın biçimde gerçekleşmez. Teknolojik işlemlerin yanı sıra çeşitli aşamalardan insan faktörüne de ihtiyaç duyulur. Bu olgu işletmeyi sosyo-teknik bir sisteme dönüştürmektir.Ayrıca hammadde ve malzemelerin teknolojik olarak nihai ürüne dönüştürebilmesi için çeşitli araç, gereç , makina fiziksel donanım ve olanaklara ihtiyaç vardır.(Şimşek ve Çelik 2015 131)
            Üretim sistemleri, çeşitli yazarlar tarafından değişik şekillerde sınıflandırılmıştır .Sınıflamada üretim akışı kullanılan ölçütlerdir.Üretim sistemlerini sınıflandırırken ürünün üretim akışı kitle kriterlerini kullanarak ‘sürekli ve kesikli’ terimini kullanmıştır.(Çınar,2011 131)
                        ÜRETİM SİSTEMLERİNİN SINIFLANDIRILMASI
Üretim sistemleri:1.Üretim yöntemi ,2.Mamul cinsi 3.Mamul miktarı veya üretim akışı kriterlerine göre sınıflandırabiliriz.
1.Üretim Yöntemlerine Göre Sınıflandırma
            Üretim sürecine uygulanan yöntemlere göre üretim beş grupta ayrılabilir.
-Birincil (primer) üretim :Doğada bulunan hammaddelerin işlenmek veya kullanılmak üzere çıkarılmasıdır.Demir,bakır, diğer madenler ile kömür ve petrol üretimi ,orman işletmeciliği balıkçılık birincil üretim sınıfına girerler.Bunlara temel hammaddeler adı verilir.
-Analitik Üretim :Temel hammaddelerden bazıları ayırıcı işlemlerle parçalanıp işlenerek çeşitli mamullere dönüştürürler.Ham petrolden benzin,fuel-oil ve makine yağı ;boksitten alüminyum üretilmesi gibi
-Sentetik Üretim :Temel hammaddelerin bazıları birleştirici işlemlere yeni mamullere dönüştürülür.Sentetik kauçuk ,alaşımlı çelik ,plastik ve cam mamulleri gibi.
-Fabrikasyon Eğitim:Temel veya diğer hammaddelerin işlenerek şekillerinin değiştirilmesi yoluyla yeni mamuller üretilir.Üretim miktarı büyük boyutlarda olur, tekstil, kimya sanayi , fabrikada deri ayakkabı üretilmesi vb.
-Montaj Üretimi:Çeşitli hammadde , yarı mamul ve parçalar sistemli bir şekilde bir araya getirilerek , otomobil , tv , buzdolabı gibi karmaşık mamuller üretilir.
2.Mamul Cinslerine Göre Sınıflandırma
            Bazı durumlarda üretilen mamulün niteliklerine , üretim sisteminin karakteristlik özelliklerini belirleyici ağırlık taşır.Binanın yapısı makineler ve insangücünün yapısı belirli tipte bir mamule göre tasarlanır , demir-çelik ve kömür üretimi gibi
3.Üretim Miktarına veya Akışına Göre Sınıflandırma
            Üretim miktarına veya akışına (hammaddenin mamul haline gelinceye kadar izlediği yola )göre üretim dört gruba ayrılır:(1)Siparişe göre egitim (2) Parti üretimi (3) Sürekli eğitim (4) Proje eğitimi
( 1 )Siparişe Göre (Job Shop) Üretimi: Bu müşterinin zaman , miktar ve kalite bakımından özel olarak istediği bir mamulün üretilmesidir.
(2) Parti (Batch) Üretimi: Bu bir mamulün özel bir siparişlerini veya sürekli bir talebi karşılamak üzere belirli miktardan oluşan partiler halinde üretilmesidir.
(3) Sürekli (continuos) Üretimi:Sürekli üretimde makine ve tesisler yalnız belirli bir mamulün üretimde kullanılır.
(4) Proje Üretimi : Proje ,’belirli bir sürede bir hedefe ulaşmak için tamamlanması gereken , kısmen sıraya sokulmuş birbiriyle ilişkili iş/faaliyetler dizisi olarak tamamlanabilir.(MUCUK 197
FİNAL:
            Yalın Üretim:Yalın üretim yirminci yüzyılın ikinci yarısına damgasını vuran bir sistem olmakla beraber temeli 1950’lerde Taichi Ohno ile Eiji Toyota öncülügünde Toyoto firmasında atılmıştır. Yalın üretim en az kaynakla , kısa zamanda ucuz ve sıfır hatalı üretim müşteri talebine yanıt verebilicek şekilde en az israfla ve tüm üretim faktörlerini esnek bir şekilde kullanarak işletmenin potansiyel kaynaklarının tamamından yararlanarak gerçekleştirilen bir üretim biçimidir.
            Çevik üretim:Çevik üretim 21. Yüzyılın üretim sistemleri stratejisinin oluşturulması ile yaygın hale gelmeye başlamıştır. Kavram  ilk 1991 yılında ABD ‘ de Lehing Üniversitesi Laccacca Enstitüsü araştırmacıları tarafından hazırlanan raporda ortaya atılmıştır.(Çapçı A. Semra verimlilik Dergisi ss 25-44 )
            Üretim, beşeri ve maddi faktörlerin mal veya hizmetlere dönüşümüdür. Gerçekten , üretim faktörleri denilen çeşitli  işletme kaynakları ( insan emeği , makineler hammaddeler vb.) girdi olarak katıldıkları üretim süreci ile çıktıya dönüştürerek , insan ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmetler haline gelmektedir. Üretim yöneticilerinin üretimle ilgili fonksiyonu insan, sermaye, malzeme, bilgi ve enerji gibi (695 – 708 İstanbul Üniversitesi MUCUK)
            Sosyal yaşamın temelinde bulunan bir olgu olarak insani ihtiyacını karşılayacak mal ve hizmetlerin  elde etmek amacıyla gerçekleştirilen faaliyetler bütünü; yeni bir mal yada hizmetlerin yaratılmasını sağlayan etkinlikler toplamıdır.Bu bağlamda toprağı ekmek suretiyle belirli bir takım ürünler yetiştiriliyor.
            Tarımsal Üretim :Sanayi birtakım girdiler kullanmak suretiyle , endüstiriyel ürünler meydana getirmeyede zihinsel üretim denir. Söz konusu üretim sürecinde , insan emeğinin meydana tamamlayıcısı olarak kullanılan nesnelere; üretim sürecine doğrudan ya da dolaylı olarak katılan kendileriyle üretim yapabildiği doğal ya da insan eseri her türlü araç , nesne  ve teknik bilgiye üretim araçları denmektedir. Bu üretim araçlarıyla emeğinin meydana getirdiği bütünlüğe üretim araçları ile bu araçları kullanabilen bilgi , üretim  deneyimi ve iş alışkanlıklarına sahip insan emeğinin meydana getirdiği bütünlüğe denir.( Çetin YILMAZ icdalasi qmail. com ss  20-22 )
            Üretim sistemleri yeni bir fiziksel varlık veya hizmet ile sonuçlanan bir fayda  yaratarak amacı ile girişilen faaliyetler , üretimin tanımı olarak verilebilir. Ancak üretim sistemleri denildiğinde hizmet üretim bir yana bırakılarak fiziksel varlık ürün üreten sistemler söz konusu olmaktadır. Bu konudaki yazında çeşitli üretim sistemleri , üretim yöntemi , ürün cinsi , ürünün miktarı veya üretim akışı kriterlerine göre sınırlanabilir. Bu kriterlerden üretim miktarı  veya 8 kişinin temel alınması üretim faaliyetlerinin özündeki farklılığı yansıtır.(
            Üretim kısaca beşeri ve maddi faktörlerin mal ve hizmetlerin dönüştürülme sürecidir. Üretim faktörleri ( insan emeği , makineler , hammaddeler ve malzemeler , nakdi sermaye vb. dir.Üretim, sadece işletmeler için değil kar amacı gütmeyen kuruluşlar içinde önemlidir; çünkü üretip sundukları mal veya hizmetler bu örgütlerin varoluş nedenlerini oluşturmaktadır.Üretimi etkiliyen faktörler vardır.Tüketim ve pazarlamadır.Üretimin olabilmesi için önce tüketimin içinde malın kalitesininiyi olup reklamınında iyi oması ülkenin dört bir yanına ulaştırılması gerekir ve böylece daha fazla sermaye üretim ve daha fazla işçi demektir. Üretimin daha hızlı ve kaliteli olabilmesi içinde teknolojinin gelişmiş insan gücünün değil makinelerin iş yapması gereklidir.   


Kaynakça:Çapçı A. Semra Verimlilik dergisi ss.25-44                                                         Prof. Dr. İsmet MUCUK 2011 Modern İşletmecilik ss 197
Prof. Dr. İsmet MUCUK İstanbul Üniversitesi ss 695-704
Çetin Yılmaz icdilası@gmai.com ss:20-22
Mehmet ÇINAR dergi park 2011 ss 32
Şimşek ve Çelik Genel İşletme 2015 ss 28
Yalçın İpbüken Önce Kalite Dergisi Eylül 2002 ss 22-28

14 - BÜROLARDA ERGONOMİK TASARIM - Hafife AKBAŞ FİNAL



AKSARAY ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEK OKULU




AD: HAFİFE
SOYAD: AKBAŞ
NUMARA:140608033
SINIF:2
DERS: ARAŞTIRMA VE YÖNTEM TEKNİKLERİ
KONU: BÜROLARDA ERGONOMİK TASARIM
BÖLÜM: BÜRO YÖNETİMİ VE YÖNETİCİ ASİSTANLIĞI





YRD. DOÇ. DR. VEYSEL ÇAKMAK
ERGONOMİNİN ÖNEMİ VE AMACI
Çalışanlar işyeri ortamıyla etkileşim içindedir. Endüstrinin hızla gelişmesi bir yandan iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı , çalışanların korunması sorununu gündeme getirmiştir. Diğer yandan da ergonomi kavramını ortaya çıkarmıştır . Çalışan bireylerin günün büyük bir kısmını işyerlerinde geçirdikleri dikkate alındığından , sağlıklarını olumsuz yönden etkileyen çeşitli faktörlerin ortadan kaldırılmasının gereği ve önemi belirginleşmektedir.(Demirdiler ve Üçdogruk 1995:605). Bu belirginleşmede ergonominin önemini artırmış , işyerinin ergonomi olarak tasarlanmasını zorunlu kılmıştır.
Ergonominin amacı insanın doğal özelliklerine uygun olan makine ve çevre koşullarının belirleyip gerekli önlemleri alarak insanın makineyle ve aletle çalışmadaki verimini arttırmaktır.(Yavuzcan Acar ve Çolak, 1987:57).Ergonominin S. Pascoud ya göre amacı ‘mesleki çevre ile çalışanlar arasindaki düzenleyici karşılıklı  münasebetlerin incelenmesidir.’Mesleki çevreden kasıt mesleğin icra edildiği yerdir. Çevrede yer alan koşullarının düzenlenmesi için çalışan kişinin gösterdiği çaba ve elde ettiği başarı yönünden araştırma ve incelemeler yapmak söz konusudur. Kısaca Murrelin deyimiyle ‘Ergonominin uygulamalı amacı işin insana uyarlanmasıdır’.Demek oluyorki esas hedef veya amaç insanın işi kolayca yapabilmesini sağlamaktır.(www.students.itu.edu.tr). Nitekim ergonomi :
a)Üretimin verimliliğini en yüksek seviyeye çıkarmaya çalışır.
b)Uyumlu ilişki sonucunda gereksiz aşırı zorlamadan kaçınılarak çalışanın fiziksel ve ruhsal sağlığını korur , zarar görmesini önler.
Ergonomi insan makine verimini ve iş güvenliğini artırma amacı güderken aşağıda belirtilen hususların uygulanmasında işletme yöneticisine yardımcı olur:
          a)İnsan makine sisteminin birim zamandaki üretimini artırarak dolaysız işçilik maliyetini düşürülmesi,
         b)iş yorgunlugunun azaltılması,
         c)İşten duyulan doyumun yükseltilmesi.
Görülüyorki  ergonomi makineyle insan arasındaki uyumu mümkün olduğu sürece iyileştirmeyi amaçlar.(Doğan , 1987:104).Bu uyumluluga görev ve makine ihtiyaçlarının insanın anotomik , psikolojik algılama ve karar verme yeteneklerine göre dengeleyerek başarır. İnsan makine uyumu sonucunda iş gücünün saat başına üretimi artar , verimli çalışma hayatının kalitesi yükselir.(Doğan,1987:104).
ERGONOMİNİN  ÇEŞİTLERİ
         Ergonomik araştırma ve uygulamalarını üç grup altında toplamak mümkündür.Bunlar , Fiziksel Ergonomi ,Bilinçsel Ergonomi , Organizasyonel ve Yönetimsel Ergonomi.Bu üç gruba ait alt başlıklar ise aşagıdaki gibi sınıflandırılmıştır:
1-Fiziksel Ergonomi:
         Fiziksel ergonomi klasik olarak nitelendirilen ve daha çok endüstri mühendisliği içerisinde ele alınan konular kapsamaktadır.Özellikle fiziksel çevrenin tasarlanması çalışan insanın sağlık ve güvenliğine ilişkin tasarımlar insan vucut ölçüleri ile vücudun  bir çalışma ortamı içerisinde en iyi kullanımını konu alır. (Özkul ve Ana gün, 200: 10).Fiziksel ergonomi yapılan son çalışmalar ışığında aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:
Fiziksel Çevrenin Tasarımı:
a)Gürültü
b)Titreşim
c)Aydınlatma
d)Isıtma
e)Havalandırma
Fiziksel ergonomi , ergonomik çalışmaların temelini oluşturmaktadır.(Özak:3)
2-Bilinçsel Ergonomi:
         Günümüzde bilgisayarın gelişmesiyle birlikte bilgi ve bilişim sistemleri gelişmekte ve bilgisayar aracılığı ile bilginin gerekli yerlere kişilere kısa zamanda ve doğru olarak ulaşması mümkün olabilmektedir.(Emre,1995.553).
Bilinçsel ergonominin uğraş alanları şöyle sıralanabilir.
a)     İnsan hatası
b)    Göstergelerin tasarımı
c)     Yetenek kazanma ve kazanılanların korunması
d)    Personel eğitimi
e)     Zeki sistemler(Özak, 1995:4).
3-Organizasyonel ve Yöneltsel Ergonomi:
         Organizasyonel ve yönetimsel ergonomi aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilmektedir:
a)     Çlışanların katılımı
b)    Teknoloji yönetimi ve organizasyonel değişim
c)     İş programlama
d)    Personel modelleme
e)     Toplam kalite yönetimi(özak , 1995:5).


SONUÇ:
   Çalışma ortamını etkileyen aydınlatma , havalandırma , gürültü , büro mobilyaları vb. faktörler incelenmiş ve ergonomi biliminin çalışma koşullarına getireceği kolaylıklar ile çalışanların çalışma ortamında rahat etmesi çalışıtken aynı zamanda ona yaşandığında hissettirilebilmesi için en uygun koşulların sağlanması gerektiği vurgulanmaya çalışılmıştır. Bunu sağlamak için yapılacak şey genellikle maddi olarak fazla miktarda olmayan küçük düzenlemelerdir. Büro çalışanlarının canlı bir varlık olduğunu bir makine olmadığını akıldan çıkarmamak gerekir. Onun rahat , sağlıklı ve huzurlu bir ortamda çalışması verimliliği doğrudan olumlu yönden etkilemektedir.

ÖNERİLER:
   Sürekli olarak bilgisayar başında çalışmak zorunda olan çalışanların ekran koruyucusuna sahip olmaları önemli bir eksikliktir.Çoğunluğunun rahatsız olduğu durumlardan biriside çalışma alanının dar olması bu sorunun giderilmesi için çalışmalar yapılması gerekmektedir.

ARAŞTIRMANIN AMACI:
   Çalışma yerlerindeki rahatsızlıkların giderilmesi ve çalışma ortamlarının ergonomik olarak düzenlenmesidir.



Kaynakça:
İşgören Verimliliğinin Düşmesine Yol Açan İş Zamanı Kayıpları Ve Bir İş Ölçümü Uygulaması. İstanbul : İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). DEMİRDİLER, Sevda ve Ş. ÜÇDOĞRUK. DOĞAN, Muammer. (1991). Teknoloji ile Verimlilik Arasındaki İlişki. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. 6 (1), 8. DOĞAN, Üzeyme.(1987). Verimlilik Analizler ve Verimlilik Ergonomi İlişkisi. İzmir İzmir Ticaret Borsası Yayınları.EMRE, Aynur. (1995). Bilişsel Ergonomi, İstanbul:Milli Prodüktivite Merkezi Yayınları. http://www.students.itu.edu.tr/~ergonomi/bilbank/isetud1.html#amac,erişim:16.07.2
Enm.blogcu.com,yüksek-lisans-tezi-büro-yönetiminde ergonomi













13 - HALKLA İLİŞKİLERDE KULLANILAN ARAÇ VE YÖNTEMLER - Aslıhan GÜNEŞ FİNAL



AKSARAY ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEK OKULU
Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı

ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİ
Halkla İlişkilerde Kullanılan Araç ve Yöntemler
140608011 Aslıhan GÜNEŞ


Yrd.Doc.Dr.Veysel ÇAKMAK



Aksaray,2015

ARAŞTIRMA
            Yöneten-yönetilen arasında yaşanan bir takım sorunlar uzun yıllar kendisini kamu yönetiminde göstermiştir. Yeni iletişim teknolojileri ve bu teknolojilerin sunduğu bir takım kolaylıklar bu sorunların çözümünde yeni fırsatlar doğurmuştur. Bu anlamda belediyelerin kamularını tanıma ve yaptığı faaliyetleri kamularına tanıtmanın öneminin farkına varılmasıyla birlikte kullanılan yeni iletişim araçlarından birisi de internettir.Çalışma ile hedef gruplarla interaktiflik, doğrudan iletişim, yaygın iletişim gibi imkanları sağlayan internet ortamından belediyelerin yaptıkları hizmetleri aktarmada ve vatandaşın istek ile beklentilerini öğrenmede ne kadar yararlandıkları sorgulanmaktadır. Bu doğrultuda Konya Merkez İlçeleri olan Meram, Karatay ve Selçuklu Belediyeleri'nin web sayfaları biçimsel olarak ve tanıma-tanıtma ekseninde içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışmanın en önemli bulgusu, belediye web sayfalarının tanıma açısından yeterli olmasına karşın, tanıtma çalışmalarında bazı önemli sorunlar barındırmasıdır. (DergiPark-Selçuk İletişim-Cilt 4, Sayı 4-TARHAN)
Teknolojik gelişmeler sonucunda küçülen dünyamızda kurumların, diğer kurumlar ve rakipleri karşısında varlığını sürdürebilmesi, geliştirebilmesi ve hatta onlarla rekabet edebilmesi için halkla ilişkilerdeki yazılı araçları çok iyi kullanması gerekir. Özellikle kurumun dış hedef kitleye karşı tanıtım ve reklamının etkili bir şekilde yapılabilmesini sağlayan gazete, dergi el ilanı, afiş, broşür, bülten, kitaplar ve el kitapçığı gibi reklam materyallerini çok iyi kullanmalıdır. Kurumların başarısında etkili olan ikinci önemli etken ise kurum içi tanıtım ve bilgilendirmedir. Kurum içi bilgilendirmede etkili olmak için yıllık raporların ve bilgi notlarının çok iyi hazırlanması ve sunumlarının çok iyi yapılması gerekir. Ayrıca tüm bunların yanında başarının kalıcı olmasını sağlamak için içteki ve dıştaki tepkilerin başarılı bir anket yöntemiyle öğrenilerek gerekenlerin yapılması gerekir. Halkla ilişkiler etkinliklerinde yazılı ürünlerin önemli bir yeri vardır. Bu alanda kullanılan yazılı araçlar; işletme gazetesi, dergi, broşür, el kitapçığı, bülten, kitap, yıllık raporlar, iş mektubu, afiş, pankart, el ilanı, kartvizit, depliyan, pul vb. Bunlara ek olarak sanal ortamlarda yer alan yazılı ve resimli iletiler de bu kapsama dâhildir. Bu araçlar gerek işletme içinde çalışanlara gerekse işletme dışında yer alan çeşitli kişi ve kuruluşlara gönderilerek, bunların firmadaki gelişmelerden haberdar edilmesi sağlanır. Amaç firmayı iç ve dış çevreye tanıtmaktır. Ancak bu tanıtımın, abartıdan uzak, reklam kokmayan ve doğru bilgileri içeren yönde olması gerekir. Çünkü yazılı araçlar, sözlü ve görüntüsel araçlardan farklı olarak kalıcı bir niteliğe sahiptir. (Doç. Dr. Metin KAZANCI 2014-2015)

İşletmeler halkla ilişkiler çalışmalarını yönetirken çeşitli araçlardan faydalanmaktadırlar. Bu araçlar yazılı olanlar, sözlü olanlar ve görsel-işitsel olarak ayrılmaktadır.
            
1-Yazılı Araçlar:
            a)Gazeteler: İnsanlar üzerinde çok etkili olabilmektedir.
            b)Dergiler: Gazetelerle aynı önemdedir. Ağırlıklı yöneldiği kitleler ve konular vardır.
            c)Broşürler: Az sayfada, küçük boyda hazırlanan yayın araçlarıdır.
            d)El Kitapçığı: Broşürün daha gelişmiş halidir.
            e)Afişler: Kim olduğunu bilmediğimiz kişilerin haberleşmemize ya da cevap almadan onlara seslenmemize yarar.
            f)Panolar: Üzerinde sadece yazı vardır. Etkili kelime ve cümlelerin seçilmesi önemlidir.
            g)El İlanları: Pankartların çok küçük boyularıdır. İlgili kişilere dağıtılır.
            h)Bültenler: Kurumun çalışmalarından ilgili kişileri bilgilendirmek amacıyla belirli zamanlarda yayınlanan çok sayfalı mektuplardır.
            j)Yıllıklar: Kurumun bir yıl içinde gerçekleştirdiği çalışmalarının anlatıldığı yayn araçlarıdır.

 

           2-Görsel - İşitsel Araçlar:
           a)Radyo ve Televizyon: Etkilidir. Bir yerdeki görüntüyü uydular aracılığıyla izlenir.
           b)Film: Çeşitli filmler yayınlanarak halkla ilişkiler yapılır.
           3-Sözlü Araçlar ve Organizasyon Faaliyetleri:
           a)Balo: Daha çok gönüllü kuruluşların başvurduğu faaliyetlerdendir.
           b)Festival: Kutlama ve şenlik törenleridir.
           c)Kermes: Satışlı sergidir. Hem satış hem de satılan malın tanıtımı yapılır.
           d)Kokteyl ve Çaylar: Ayak üstü yapılan tanıtım faaliyetleridir.
           e)Yarışmalar: Yarışmalar merak ve ilgi uyandırır. Yeni mesajlar verme imkanı sağlar.
           f) Sergiler: Kuruluşların faaliyetlerini tanıtmak, topluma mesaj vermekte kullanılan         araçlardır. Sergilerin bazıları sürekli bazıları geçicidir.
           g)Toplantılar: İki kişi arasında olabileceği gibi binlerce kişi ile de olabilir.
           h)Konferans: Bir uzman kişinin kendi konusuyla ilgili olarak o konu ile ilgili sunum   yapmak.
           j)Münazara: İki grubun belli bir konuyu tartışması.
           k)Seminer: Beli bir konuda hazırlanmış yazının sunumu.
           l)Sempozyum: Belli bir konuda hazırlanan oturum.
           m)Açık oturumlar: Münazara ile konferans arası bir toplantı karışımıdır.
           n)Törenler: Hem halkın hem de haberleşme araçlarının dikkatini toplar. (
http://denizt82.blogcu.com)
           
            Halkla ilişkiler kullandığı tekniklerle oldukça önemli işlevleri yerine getirmektedir. Bu işlevlerden birisi de; örgütlerin itibarını yönetmektir. Bugün artık “stratejik iletişim yönetimi” olarak kabul edilen modern halkla ilişkilerin ilkeleri, yararlandığı teknikler ve yaptığı çalışmalar incelendiğinde görülmektedir ki; "kurumların itibarı, halkla ilişkilerin hedeflediklerinin toplamı"ndan başka bir şey değildir. Elde edilen bu toplamın kaybedilmemesi ve geliştirilerek devam ettirilmesi, halkla ilişkiler tekniklerinin bilinçli, sağlıklı ve dürüst bir biçimde kullanılabilmesine bağlıdır.Halkla ilişkilerin tarihsel gelişiminde itibar ile ilgili kaygıların her aşamada farklı biçimde kendini gösterdiği görülmektedir. Örneğin, halkla ilişkilerin tarihsel seyrine yönelik çok önemli çalışmaları bulunan James Grunig, arkadaşları ile birlikte yazdığı bir makalesinde (J.E. Grunig ve Hunt, 1984) dört halkla ilişkiler modeli üzerinde durmaktadır. Söz konusu çalışma, halkla ilişkilerde asimetrik ve simetrik dünya görüşlerine yer vermektedir. Bu tartışmada yer verilen modellere göre; kurumlar halkla ilişkiler yürütürken farklı düşünce ve hedefleri temel almaktadırlar. Uygulayıcılara göre, kurumlarda zaman zaman tümünün ya da bazılarının hayata geçirildiği bu modeller incelendiğinde son model olarak kabul edilen ve gelişme anlamında gelinen en iyi nokta denilebilecek “çift yönlü simetrik model”in günümüz koşullarında kurumun itibarını geliştirmede daha fazla geçerli olan çalışma yöntemlerine sahip olduğu görülmektedir. Grunig ve arkadaşlarının geliştirdiği söz konusu modellere göre;
1. Basın ajansı modeli; bu modelde halkla ilişkiler, örgütle ilgili olarak olabilecek her yolla medyada yer bulmaya çalışır,
2. Kamuoyu modeli; bu modelde halkla ilişkiler, yerleşik gazetecilerden yararlanarak örgütle ilgili nesnel ama yalnızca olumlu bilgileri kamuoyuna ulaştırır,
3. Çift yönlü asimetrik model; bu modelde örgütler kamuları örgütün istediği gibi davranmaya ikna edecek mesajlar geliştirmek amacıyla kamuoyu araştırmalarından yararlanır,
            4. Çift yönlü simetrik model; bu modeli kullanan bir örgüt, çatışmaları yönetmek, karşılıklı anlayışı geliştirmek ve kamularla ilişkiler inşa etmek için araştırma ve diyalogdan yararlanır. Simetrik modelde hem örgüt hem de kamular ikna edilebilir; ama her ikisi de davranışını değiştirmek zorunda kalabilir. Görüldüğü gibi, özellikle simetrik halkla ilişkiler, prensipler adına halkla anlaşmayı (L’Etang, 2002, 75) önermekte ve halkı yanıltmadan geliştireceği ilişkiler aracılığı ile kurumun itibarı açısından doğru olanı yapmaktadır. (Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi - Doç.Dr. Selma KARATEPE)
Halkla ilişkiler uzmanları, pazarlamaya ilişkin kararlara ürünün ya da hizmetin tüketiciye nasıl ve nerede sunulması gerektiğine ilişkin bilgiler sunarak yardımcı olurlar. Pazarlama karması içinde halkla ilişkiler tanıtım faaliyetleri, özel bir takım olaylar, sergiler vs. düzenleyerek potansiyel tüketicinin dikkatini çekmeyi başararak pazarlamaya yardımcı olur.
            Halkla ilişkilerde ,hedef kitleyle iletişim kurulup,haberleşmenin sağlanabilmesi için hem kişisel hem de kişisel olmayan çeşitli araçlardan yararlanılır. Halkla ilişkilerde kullanılan araçlar arasında, radyo, televizyon, kitap, gazete, dergi, broşür, el kitapları, afiş, el ilanları, bültenler, yıllıklar, toplantı, sergi, seminer vb. araçlar bulunmaktadır. Planlama yapılırken, hedef kitleye iletilecek mesajların hangi araçlarla iletileceği önceden belirlenmelidir. Burada temel amaç, hedef kitleye mesajların, en kısa zamanda, en az maliyetle ve en uygun hangi araçları kullanarak iletilmesinin belirlenmesidir.                                                        
Halkla ilişkiler uygulamalarında kullanılan çok sayıda ve türde araç bulunmaktadır. Bununla birlikte, herhangi bir işletmenin halkla ilişkiler çalışmaları sırasında, söz konusu araçların tamamının kullanılması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu konuda önemli ve uyulması zorunlu olan kural, yapılacak uygulamanın tüm yönleriyle (hedef kitle, süre, bütçe, personel vs.) değerlendirilmesi ve araç seçiminin, bu çok yönlü değerlendirme sonrasında yapılmasıdır. (www.frmtr.com)
Halkla ilişkiler uygulayıcısı, hitap edeceği kitlenin dolaylı ve dolaysız olarak elde ettikleri yaşam denem alanlarını çok iyi hesap etmek ve ortaya çıkan düzeye göre anlaşılabilir simgeler seçmek durumundadır. Aksi durumda kitleye yollanan mesajların anlaşılmama tehlikesi vardır. Öte yandan mesajların bireysel gereksinmelerle doğrudan doğruya ilgili olması ve bu gereksinmelerin karşılanması için yol, yordam önermesi; yol göstermesi iletişimin etkinliğini artırıcı bir rol oynar. Çünkü bireyin harekete geçmesinin en önemli nedeni gereksinmelerini karşılama umududur. Halkla ilişkiler, kimi kez fizyolojik gereksinmeleri kimi kez güvenlik gereksinmesini, kimi kez de kültürel gereksinmeyi karşılamak üzere uygulamaya konabilir. Söz konusu olan duruma göre mesaj seçimi yapılmalıdır. Ayrıca belirli bir değişiklik isteği kişiyi ya da hedefi toplumsal bir olgu olarak görüp değerlendirmenin bir sonucu olmalıdır. İnsanı içinde yaşadığı fiziksel ve kültürel ortamla ve grup bağlantılarıyla birlikte ele almak gerekir. Kişiden iletişim sonucunda grubuna ters düşecek bir davranışta bulunmasını beklemek kuşkusuz iletişimin etkisiyle çok yakından ilgilidir. İlk elde bu amaca dönük bir mesajm istenilen sonucu vermesi çok zordur. Mesajın başarı kazanma şansı hedefin tutum, değer ve amaçlarını dikkate aldığı oranda artmaktadır. Bu nedenle de iletişim yoluyla insanlara sistemi değiştirmek çok zor bir yoldur. Birey mesajlar içinden beklentisine uygun olanları algılar, beklentilerine ters düşen mesajları reddeder. İletişim asıl olarak insanın yaşadığı sistemle özdeşleşmesini sağlamakta etkin bir araç olabilmektedir. Halkla ilişkiler uygulaması bireyin sistemle ilişkisini dikkate alarak yürütüldüğü takdirde, bu açıdan başarılı olacağı öncelikle söylenebilir.
Hedef kitle artık televizyon, gazete veya radyodan kurumların mesaj yolladığı homojen insan topluluğu olmak yerine aldığı mesajları seçen hatta içerik üreten, kendi kanallarında istediği bireylere ulaştıran-yayınlayan, farklı ilgi alanları olan ve farklı gruplara dahil hetorojen insan topluluklarından oluşmaktadır. Halkla ilişkiler ve reklam eylemlerinde de hedef kişilere ulaşılabilecek her türlü kanalların etkinliği değerlendirilmelidir. Sosyal ağlar da ister online olsun ister offline olsun halkla ilişkiler mesajlarının ve reklam uygulamalarının etkin bir şekilde yayılabileceği iletişim kanalları olarak değerlendirilmelidir. Örnek olayda da özellikle halkla ilişkiler amaçlı planlanmış bir mesajın geniş kitlelere yayılmasında çalışanların ağları kullanıldığında çok sayıda kişiye ulaşılacağı ortaya çıkmıştır. Facebook, Youtube, Twitter gibi sosyal ağlarda milyonlarca insane, içerik yaratmaktadır. Bugün yaşanılan dünyada hızlı ve taşınabilir mikro içerikler hakimdir. Bunun ötesinde hedef kitle yani müşteriler firmalardan kendileriyle gerçek zamanlı iletişim kurmalarını talep etmektedir. Halkla ilişkiler ajanslarından firmaların kurumsal iletişim departmanlarına kadar iletişim sektörü çalışanları, müşterilerine daha iyi hizmet vermek amacıyla daha iyi iletişim kurabilmenin baskısı altındadır. ( Journal of Yaşar University - Yard. Doç. Dr. Ferah ONAT, Öğr. Gör. Dr. Özlem AŞMAN ALİKILIÇ)

                                                                





















ÖZET
            İşletmelerin kendi firmalarını halka tanıtmaları, göstermeleri gerekir. Bu nedenle işletmeler kendilerini tanıtmak için çeşitli araç ve yöntem kullanır. Bunlar başlıca şunlardır: gazete, dergi, broşür, el kitapçıkları, afişler, panolar, bültenler, yıllıklar, radyo, televizyon, konferanslar vb. İşletme bu araç ve yöntemlerden hangisinin kendine uygun olduğunu seçmeli ve o yöntemi uygulamalıdır. Bu yöntem seçilirken, işletmenin hitap ettiği topluluğa, işletmenin büyüklüğüne-küçüklüğüne sermayesine, işletmenin ne için çalıştığına, süresine dikkat edilmelidir. İşletmeler rakiplerinin önüne geçmek, işletmesini geliştirmek ve büyütmek için bu araç ve yöntemleri çok iyi kullanmalıdır. İşletmenin başarı kazanma şansı hefein tutum, değer ve amaçlarını dikkate aldığı oranda artmaktadır. Hitap edeceği topluluğa, bireye ilgisini çekecek, gereksinimlerini karşılayacak reklamlar yapılmalıdır. Bu reklamlar da halkla ilişkilerde kullanılan araç ve yöntemler yolundan geçer. Bu reklamlardaki amaç, işletmeyi halka tanıtmak olmalıdır. Bu nedenle yapılan reklamın en doğru yoldan, abartıda uzak ve doğru bilgileri içeren yönde olması gerekir. Çünkü bu reklamalar kalıcı özelliğe sahiptirler.  
            Halkla ilişkiler uygulamalarında kullanılan kitle iletişim araçlarının boyutları gün geçtikçe büyümektedir. Bu büyümenin büyük kısmı sosyal ağlardır. Halkla ilişkilerin planlanması ve yürütülmesi hedef kitlelerin anlaşılmasına bağlıdır. Hedef kitlelerin tanımlanması ve anlaşılması, tüketici davranışlarının belirlenmesi reklam stratejilerinin geliştirilmesi sürecinde de geçerlidir. Halkla ilişkilerle ilgili yapılan tanımlarda halkla ilişkilerin iki yönlü bir akım olduğundan, akımın bir ucunda hedef kitleyle ilişki kurma çabasındaki kişi ya da kurum (kaynak) diğer uçta ise akımın hedefi olan kitle yer almaktadır. Firmalar daha iyi iletişim kurmak adına müşterilerine klavuzluk etmek, onları yönlendirmeye çalışmaktadır. Firmaların müşteriyle gerçek zamanlı iletişim kurabilmeleri ve online kültürlerini oluşturalimeleri için online sosyal ağlara ihtiyaçları vardır. Online kültürler, kurum kültürünün bir parçasıdır ve bütünleşik pazarlama iletişiminin diğer bileşenlerinden ayrı düşünülemezler. Online kültürü oluşturmak ve hedef kitleye tutarlı kurumsal mesajları iletebilmek amacıyla sosyal ağlar önemli bir mecradır. Kuruluşların etkili iletişim kurabilmeleri için reklam ve halkla ilişkiler uygulamaları adına birçok iletişim kanalını değerlendirmeleri, web 2.0 ortamları için ayrı stratejiler geliştirmeleri günümüzde kaçınılmaz hale gelmiştir.






KAYNAKÇA
·         DergiPark-Selçuk İletişim
·         Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi - Doç.Dr. Selma KARATEPE
·         Journal of Yaşar University - Yard. Doç. Dr. Ferah ONAT, Öğr. Gör. Dr. Özlem AŞMAN ALİKILIÇ
·         "İşletmelerde Halkla İlişkiler" , Tengilimoğlu, Dilaver ve Yüksel Öztürk. Ankara: Seçkin Yayınları
·         Prof.Dr.Filiz Balta Peltekoğlu- Halkla ilişkiler Sunumu
·         Doc.Dr.Metin Kazancı- Halkla İlişkiler Sunumu
·         www.acikogretimadelet.com
·         www.megep.meb.gov.tr
·         www.frmtr.com
·         www.kitaplar.ankara.edu.tr
·         www.halklailiskilerbolum.com